Öğrenmeyi Öğrenmek

Öğrenme, bireyin yaşantılar sonucu davranışlarda meydana gelen oldukça uzun süreli değişmelerdir. Bir bilgi ve becerinin, öğrenme sayılması için davranışta değişiklik yapması ve davranıştaki değişikliğin uzun süreli olması gerekmektedir. Yeni öğrenmeler ile kişinin kapasitesi gelişir, önceden yapamadığı bir şeyi yapabilir hale gelir. Daha geniş anlamda, öğrenme sonucu, birey içinde bulunduğu evrene yeni bir anlam yükler ve evrendeki konumunu yeniden tanımlar. Peki öğrenmek öğrenilebilir mi? Evet. Aslında en temel eğitimimiz öğrenmeyi öğrenmekle başlamalı. Peki öğrenmeyi öğrenmeyi nasıl öğrenebiliriz? Bu bol öğrenme içeren sorunun cevabı için yazıyı okumaya devam edin lütfen.

Öğrenmenin bir piramidi var. Bu piramidin en üst tarafı yani %5‘lik kısmı duyduklarımızdan oluşuyor. Derste ya da seminerde duyduklarımızın üzerinden belirli bir zaman geçtiğinde, aklımızda sadece %5‘lik kısmı kalıyor. Üstelik bu rakam tüm konsantrasyonumuzu verdiğimizde yani can kulağımızla dinlediğimizde aklımızda kalan. Oldukça az olan bu sonuç bize, öğrenmek için yalnızca dinlemenin yeterli olmadığını gösteriyor.

Yapılan araştırmalara göre görsel hafızanın işitsel hafızadan daha fazla olduğu bir dönemdeyiz. Bu yüzden dinlediğimiz konu üzerine bir de o konuyla ilgili bir şeyler okumak gerekiyor. Sadece okumanın öğrenmedeki etkisi %10.

Sesli bir video izlediğiniz takdirde öğrenme oranınızı %20 yaptınız demektir. Böylece öğrenme sürecinize işitsel ve görsel hafızanızı katmış oluyorsunuz.

Öğrenmek istediğiniz bir yemek tarifiyse piramitteki yerinizi %30‘a çıkarmak için, öğrenmek istediğiniz yemeği yapan birini izlemeniz gerekiyor. Buraya kadar olan kısımda, kişinin oturduğu yerde yalnızca izlediği ve dinlediği yani yalnızca gözün ve kulağın aktif olduğu öğrenme şekline pasif öğrenme deniliyor. Öğrenme oranını daha da artırmaya ne dersiniz?

Bir konu üzerinde tartışırsanız öğrenme olasılığınızı hoop diye %50‘ye çekmiş olursunuz. Tartışma karşıdaki kişinin duygu, düşünce ve görüşlerini değiştirmeyi veya yenilemeyi, karşıdakini etkilemeyi amaçlayan bir konuşma biçimidir. Hakaret ve küfür içermemelidir, çünkü bu tartışmak değil kavga etmektir. Halbuki tartışmada tezlerin ve antitezlerin adeta vals yapması sağlanmalıdır. (Bknz: Tartışma Kültürü)

Öğrenme oranınızı daha da yükseltmek istemez misiniz? Herkes ister. Bu oranı %75 yapacak unsur ise uygulamaya geçmektir. Yemek yapma videosu izlerken aynı zamanda siz de yapma eyleminde bulunursanız, büyük bir ihtimalle o yemeği yapmayı öğrenmiş olursunuz. Bu yöntem matematik ve fizik problemleri çözmede de oldukça etkilidir. Çözülmüş örnekleri izleyip çözmek bile öğrenme oranında büyük bir artış sağlayacaktır.

İşte son dokunuş geliyor! Öğrenme ihtimalinizi %95 gibi büyük bir oran yapmanızın yolu başkalarına öğretmekten geçiyor. Öğretmek eylemi illa akademik bir öğretmen gibi olmak zorunda değildir. Buradaki önemli husus başkalarına aktarım sağlamaktır yani konuyu annenize bile anlatabilirsiniz. Ayrıca arkadaşlarınızla muhabbet esnasında öğrendiğiniz konudan bahsederseniz, hem etrafınızdaki insanların faydalanmasını sağlayarak kaliteli bir sohbet geçirmiş olur hem de öğrendiğiniz konuyu tam manasıyla özümsemiş olursunuz.

Tüm bu yazılanları özetlemek gerekirse:

1- Öğrenmede duyu sayınızı arttırın.

2- Kendiniz yapmaya çalışın.

3- İzleyerek öğrenin.

4- Somuttan soyuta ve basitten karmaşığa giderek öğrenin.

EDGAR DALE’NİN YAŞANTI KONİSİ

Kaynaklar:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.