Gerçekten aç mısın? Canın mı sıkıldı?
Günümüz modern dünyası kolay erişilebilir, sınırsız, son derece lezzetli ve yüksek enerji içerikli zengin bir yiyecek yelpazesine sahiptir. Bu çeşitlilik, bireylerin hayatta kalabilmesi için gereken enerji ihtiyacına yanıt olarak besin tüketimi haricinde kendisini daha iyi hissetmek, zevk almak veya duygularını bastırmak amacıyla da besin tüketimine yönelmelerine olanak sağlamaktadır.
Açlık, biyolojik bir ihtiyaç olmanın ötesinde karmaşık da bir deneyimdir. Açlık, genel olarak, yemek yedikten birkaç saat sonra ortaya çıkarak kendisini “yeme isteği” ile gösterir. Yeme isteğinin oluşumu birçok fizyolojik, biyolojik, psikolojik faktör tarafından etkilenmektedir: Kan şekeri seviyesinin düşmesi, uykusuzluk, yetersiz protein & lif alımı ve ortamda bulunan besin çeşitliliği, besin ipuçlarına maruz kalma (görme – koklama), artan stres seviyesi, diyet yasakları gibi…
İnsanlarda besin tüketimi, birbiri ile ilişkili, iki mekanizma aracılığı ile düzenlemektedir: homeostatik (fiziksel) yolaklar ve hedonik (duygusal) yolaklar.
Fiziksel Açlık (Homeostatik Açlık)
Homeostatik, fiziksel, açlık vücudun enerjiye ve besine olan biyolojik ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Temel olarak hücrelerin içerisindeki enerji biter. Diğer bir deyişle, hücrenin kendi açlığından oluşmaktadır.
Asıl amaç vücudun enerji ihtiyacını gidermek için yeterli miktarda enerji ve besin alımının sağlanmasıdır. Fiziksel açlık, bireyin uzun zaman yemek yemediği durumda ortaya çıkan doğal bir durumdur. Herkesin açlığı birbirine göre farklılık göstermekle birlikte bazı ortak noktalar vardır:
- Düşen kan şekeri seviyeleri ile ilişkilidir.
- Yemekten birkaç saat sonra, kademeli olarak gerçekleşir.
- Genelde mide odaklıdır.
- Midede gurultu, boşluk hissi, el ayak titremesi gibi fiziksel semptomlarla kendini gösterir.
- Yiyecek seçimi için zaman tanır.
- Yiyecek istekleri daha az spesifiktir.
- Yemek yendiği sürece doyum hissi gelir.
- Birey, yemek yemenin bir ihtiyaç olduğunun farkındadır.
Diyelim ki yemeğimizi yedik, mevcut olan semptomlar ortadan kalktı. Kan şekeri yükselmeye başladı ve doyduğumuzu hissediyoruz. Ama bir anda “Acaba ağzıma tatlı bir şeyler mi atsam?” fikri geldi. İşte o nokta durmamız gerek, çünkü bu fiziksel değil, duygusal açlığın bir sinyali olabilir.
Duygusal Açlık (Hedonik Açlık)
Hedonik yani duygusal açlık, vücudun fizyolojik olarak enerjiye ihtiyaç duymadığı bir zamanda bilişsel, ödül ve duygusal faktörlerle ilişkili olan besin tüketimini ifade etmektedir.
Duygusal açlık, ödül sistemi ile ilişkilidir. Lezzetli yiyecekler, ödül sistemini harekete geçirmektedir. Diğer bir deyişle, lezzetli yiyeceklerin varlığı homeostatik açlıktan bağımsız bir şekilde besin tüketimini devreye sokmaktadır.
Duygusal açlığın temelini iki tip tetikleyici oluşturmaktadır: Çevresel (dışsal) tetikleyiciler ve duygusal (içsel) tetikleyiciler.
Dışsal tetikleyiciler:
- Yemek reklamları, sosyal medya içerikleri
- Marketlere stratejik olarak yerleştirilen ürünler
- Fırından gelen simit kokusu
- İkram kültürü, yemek baskısı
- Yemek yenilen mekanın atmosferi (yüksek sesli müzik, loş ışık, çeşitli kokular)
- Otomatikleşmiş besin tüketimi davranışları (film izlerken bir şeyler yeme alışkanlığı gibi)
İçsel tetikleyiciler:
- Stres, kaygı, can sıkıntısı
- Yalnızlık hissi
- Üzüntü, kırgınlık
- Mutluluk, başarı, kutlama isteği
gibi olumsuz ve olumlu hisler örnek olarak verilebilir.
Her birey bu tetikleyicilere aynı davranış ile tepki vermeyebilir. Yüksek hassasiyet, bilişsel kısıtlama (kısıtlayıcı diyet geçmişi), beden sinyallerine karşı duyarsızlaşma gibi durumlar duygusal yemeye olan eğilimi arttırabilir.
Duygusal açlığın tipik özellikleri:
- Yemek yeme hazzına dayalıdır.
- Genelde duygu odaklıdır.
- Aniden ortaya çıkar, hızlıca yoğunlaşır.
- En son ne zaman yemek yendiği ile ilgisi yoktur.
- Kişi çok tok olsa dahi olumlu veya olumsuz duygu durumuna yanıt olarak yeme isteği duyar.
- Yiyecek istekleri daha spesifiktir. Genellikle yüksek karbonhidratlı, yüksek yağlı yiyecekler (hamur işleri, tatlılar, cips gibi) tercih edilir.
- Otomatik besin tüketimine neden olur.
- Doyum noktası yoktur.
- Yedikten sonra suçluluk, pişmanlık, utanç görülür.
Peki biz ne yapacağız?
Öncelikle açlığın türünü fark edeceğiz, sonra müdahale edeceğiz. Fiziksel açlıkta bedenimizi besleyeceğiz; duygusal açlıkta ise duyguyu tanıyacağız, regüle edeceğiz ve alternatif baş etme yöntemleri geliştireceğiz. Örneğin “En son ne zaman yemek yedim?” diye sormak açlığı tanımanın ilk adımı olabilir.
Kaynakça
- Teymur, Z., & Öney, B. (2024). HEDONİK AÇLIK VE OBEZİTE. Arel Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 8(2), 102-108.
- Lutter M, Nestler EJ. Homeostatic and hedonic signals interact in the regulation of food intake. J Nutr. 2009 Mar;139(3):629-32. doi: 10.3945/jn.108.097618. Epub 2009 Jan 28. PMID: 19176746; PMCID: PMC2714382.
- Serin, Y., & Şanlıer, N. (2018). Duygusal yeme, besin alımını etkileyen faktörler ve temel hemşirelik yaklaşımları. J Psy Nurs, 9(2), 135-146. https://doi.org/10.14744/phd.2018.23600
Uzman
Uzman Diyetisyen Ceren Pektaş